Milâdî 610 yılının bir Ramazan gecesi, Mekke'nin kuzeyindeki Nur Dağı'nda tarih ikiye bölündü. Kırk yaşındaki Muhammedü'l-Emîn (s.a.v.), yıllardır alışkanlık edindiği üzere Hira'da tefekkürdeyken Cebrail (a.s.) geldi ve "Oku!" dedi. O gece inen beş âyetle başlayan yolculuk, yirmi üç yılda bir insanı değil, bütün bir insanlığı dönüştürecekti. Bu yazıda o yolculuğun Mekke'de geçen ilk on üç yılını, duraklarıyla takip edeceğiz.
Fetret ve "Kalk ve uyar!"
İlk vahyin ardından bir müddet vahiy kesildi; siyer kitaplarının "fetretü'l-vahy" dediği bu bekleyiş, Efendimiz'e vahyin ağırlığını taşıyacak sükûneti kazandırdı. Sonra Müddessir Sûresi'nin ilk âyetleri geldi ve artık istikamet belliydi:
يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ قُمْ فَأَنذِرْ وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
"Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar. Sadece Rabbini yücelt."
Müddessir Sûresi, 74/1-3
Davet önce en yakınlardan başladı. İlk iman edenler, isimleriyle bir ders gibidir: hanımlardan Hz. Hatice, çocuklardan Hz. Ali, kölelikten azad edilmişlerden Hz. Zeyd, hür erkeklerden Hz. Ebû Bekir (r.anhüm). Toplumun her katmanından birer öncü — İslâm'ın kapısının herkese açık olduğunun ilk ilanı.
Erkam'ın evi: ilk ders halkası
Davetin gizli yürütüldüğü yıllarda genç sahâbî Erkam b. Ebi'l-Erkam'ın Safâ Tepesi yakınındaki evi, ümmetin ilk medresesi oldu. Burada Kur'ân okunuyor, namaz öğreniliyor, gönüller inşa ediliyordu. Bugün bir ders halkasında mushaf başına oturan herkes, Dâru'l-Erkam'daki o ilk halkanın devamıdır.
İmtihan yılları
Davet açığa çıkınca Mekke'nin ileri gelenleri önce alay etti, sonra baskıya geçti. Bilâl-i Habeşî kızgın kumlarda "Ehad, Ehad" derken, Yâsir ailesi şehadetin ilk örnekleri oldu. Zulüm artınca Efendimiz, müminlerin bir kısmını âdil hükümdarın ülkesi Habeşistan'a gönderdi — İslâm'ın ilk hicreti. Ardından üç yıl süren boykot, ümmeti açlıkla sınadı; boykotun hemen sonrasında Efendimiz, aynı yıl içinde hem amcası Ebû Tâlib'i hem de vefakâr eşi Hz. Hatice'yi kaybetti. Siyer bu seneyi "hüzün yılı" diye anar.
Tâif'e umutla gidilen yolculuk taşlanarak geri döndüğünde, teselli semadan geldi: İsrâ ve Miraç. Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semâlara uzanan bu mucize gecesinde beş vakit namaz hediye edildi — sıkıntının en koyusunda, ümmete secde kapısı açıldı.
Akabe'den hicrete
Kurtuluş, hac mevsiminde Medineli bir avuç samimi insanla başladı. Akabe'de iki yıl üst üste verilen sözler, bir şehrin kapılarını İslâm'a açtı. Nihayet 622'de Efendimiz, Hz. Ebû Bekir'le birlikte Sevr Mağarası üzerinden Medine'ye hicret etti; takvimimizin başlangıcı olan bu yolculukla Mekke'nin mazlum cemaati, Medine'nin kardeş toplumuna dönüştü.
Mekke yılları bize şunu öğretir: Netice, sabrın ve istikametin meyvesidir; mevsimi gelmeden koparılmaz.Ders halkası notu
Bu yazı, ders halkalarında yapılan siyer sohbetlerinin notlarından derlenmiştir; tarih ve hâdise sıralamasında İbn Hişâm'ın es-Sîre'si esas alınmıştır.